Üniversite'LiLerin BuLuŞmA NoKtAsI

    Haberler – Kampanyalar – Duyurular

    Merkez üssü Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Başyurt olan 6,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.. Deprem birçok komşu ilde de hissedildi. Elazığ’da ilk bilgilere 5 denilen ölü sayısı yeni haberlerle 41′e çıktı. İLK GÖRÜNTÜLERİ İZLEMEK İÇİN.. TIKLAYINIZ

    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün internet sitesindeki verilere göre, saat 04.32′de, merkez üssü Elazığ’ın Karakoçan ilcesi Başyurt beldesi olan, 6.0 büyüklüğünde, 5 kilometre derinlikte deprem kaydedildi.

    Başbakanlık, depremin büyüklüğünü daha sonra 6,0 olarak açıkladı..

    Deprem, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır, Tunceli, Bingöl, Erzincan, Erzurum Batman gibi çevre iller ve ilçelerde de hissedildi..

    Elazığ merkez ve ilçelerinde ve Bingöl’de depremi hisseden vatandaşlar panik içerisinde sokaklara çıktı…

    Soğuğa rağmen evlerine girmeyen vatandaşların endişeli bekleyişleri sürüyor…

    PALU’DA 4,1 ve 3,3 BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ SARSINTI DAHA

    Saat 05.20 ve 05.22′de yine Elazığ’ın Palu ilçesi Gökdere merkezli büyüklüğü 4,1 ve 3,3 olan bir deprem daha meydana geldi..

    Merkez üssü Gökdere olan artçı sarsıntılar kaydediliyor..

    VALİ EROL: İLK GELEN BİLGİYE GÖRE ÖLÜ SAYISI 11

    Elazığ Valisi Muammer Erol, saat 04:32′deki depremde Okçular köyünde 11 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Göçük altında kalanların olduğu belirtiliyor.

    ÖLÜ SAYISI 41′E ÇIKTI

    Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, merkez üssü Elazığ’ın Karakoçan ilçesi olan depremde, Okçular, Yukarı Kanatlı ve Kayalı köylerinde 41 kişinin hayatını kaybettiğini bildirilirken yaralı sayısının 100′e yakın olduğu da tespit edildi.

    Kovancılar Belediye Başkanı Bekir Yanılmaz ölü sayısının 41′e çıktığını açıkladı.

    ŞOK ARTÇI

    Saat 9:47′de 5,5 büyüklüğünde bir artçı sarsıntı meydana geldiği bildirildi.

    ”BÖLGEDE ÖLÜ SAYISI 41′E ÇIKMIŞ, 100′E YAKIN VATANDAŞIMIZ DA YARALANMIŞTIR”

    Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Elazığ’daki depremde ölü sayısının 41′e yükseldiğini, 100′e yakın kişinin yaralandığını bildirdi.

    Başkanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ”Bölgede ölü sayısı 41′e çıkmış, 100′e yakın vatandaşımız da yaralanmıştır” denildi.

    Açıklamada, depremin ardından en büyüğü 4,4 olmak üzere toplam 40 artçı deprem meydana geldiği belirtildi.

    Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    ”Bölgedeki hasarlı yapılara can güvenliği açısından girilmemesi gerekmektedir. Ankara, Kayseri ve Van illerinden 3 ambulans helikopter bölgeye intikal etmiştir. Bölgede toplam 23 araç, 127 arama-kurtarma personeli ile çevre il ve ilçelerden çok sayıda ambulans ve 82 kişilik medikal kurtarma-sağlık ekibi çalışmalara devam etmektedir. Ayrıca, Kızılay tarafından 230 çadır, 1000 battaniye, 20 mevlana evi, 2 seyyar mutfak, 18 personel sevk edilmiştir.

    Arama kurtarma ve yardım çalışmaları devam etmektedir.”

    4 BAKAN BÖLGEYE HAREKET ETTİ

    Elazığ’daki depremin ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile bazı bakanların bölgeye hareket ettiği öğrenildi.

    Başbakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, Elazığ’daki depremin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sürekli bilgi veriliyor.

    Bu arada, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve AK Partili bölge milletvekilleri incelemelerde bulunmak üzere Elazığ’a hareket etti.

    40 ARTÇI DEPREM

    6,0′lık depremin ardından bölgede en büyüğü 4,0 olmak üzere toplam 40 ayrı artçı sarsıntı meydana geldi.

    BÖLGEYE 20 KİŞİLİK AFET MÜDAHALE EKİBİ VE YARDIM MALZEMESİ GÖNDERİLDİ

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremin ardından Türk Kızılayı’nın Ankara’daki Afet Operasyon Merkezi’nde kriz masası oluşturuldu. Bölgeye 20 kişilik afet müdahale ekibi ve yardım malzemesi gönderildi.

    Türk Kızılayı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, deprem haberinin ardından Türk Kızılayı Elazığ Bölge Afet Yönetim Merkezi, Erzurum Bölge Afet Yönetim Merkezi ve Muş şubesinden 20 afet müdahale uzmanını bölgeye gönderdi.

    Afet müdahale ekibi ilk planda, 250 çadır, bin battaniye, 1 seyyar mutfak ve çok sayıda kumanya bölgeye ulaştırdı. Evlerinde hasar olan vatandaşlar için yeterli sayıda ”Mevlana Evi” olarak adlandırılan çelik afet evlerinin de bölgeye ulaştırılması için çalışma başlatıldı.

    Bölgede ortaya çıkabilecek kan ihtiyacının karşılanabilmesi için bölgeye yakın kan merkezleri alarm durumuna geçirildi.

    Türk Kızılayı’nın Diyarbakır ve Malatya kan merkezlerinden bölgeye kan sevkıyatı için hazırlıklar tamamlandı. Bölgeye ulaşan afet müdahale ekibi yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine dağıtacak.

    Ayrıca bölgeye gönderilen seyyar mutfaktan halka ve kurtarma çalışmalarına katılan görevlilere sıcak yemek dağıtımı yapılacak.

    DEPREMDE HAYATINI KAYBEDENLERİN YARISINA YAKINININ KİMLİKLERİ BELİRLENDİ.

    İŞTE DEPREMDE HAYATINI KAYBEDENLER:

    Ölenlerin kimlikleri:

    Okçular köyünde hayatını kaybedenlerden bazılarının kimlikleri şöyle;

    Nermin Yıldız,

    Gönül Yıldız,

    Tuba Yıldız,

    Zilan Yıldız,

    Emre Çiçek,

    Ayten Çiçek,

    Davut Yüksel,

    Kibar Yüksel,

    İzzet Çimen,

    Nurettin Çimen,

    Yeter Akdağ

    ve çocukları Emrullah ve Yusuf.

    Kovancilar ilçesinde hayatını kaybeden ve Devlet Hastanesi morguna kaldırılan vatandaşlardan isimleri belirlenenler şöyle:

    Muhammad Emin Polat,

    Hatice Polat(24),

    Mediha Akdağ,

    Muhammed Özdoğan,

    Berivan Özdogan,

    Özer Cirit,

    Nafile Cirit,

    Murat Cirit,

    Fikri Özdogan.”

    Depremde yaralanan 61 kişinin ise tedavileri sürüyor. Sabah erken saatlerde Kovancılar Devlet Hastanesi’nin önüne sahra çadırı kuruldu.

    TUNCELİ’DE OKULLAR TATİL

    Tunceli Merkez, Mazgirt İlçesi ve köylerindeki bazı okullarda meydana gelen hasar nedeniyle eğitime iki gün ara verildi.

    Sınav stresi, belki de sınav performansınızı etkileyen en önemli sorundur.
    Sınav stresinin temel kaynağı endişedir ve yanlış yere bakmaktır.
    Her insanın zihninde hayali bir zaman çizgisi vardır.

    Zihnimizdeki zaman çizgisinden sınav günü, sınav saatinden bize adeta devamlı yanıp sönen bir uyarı gelir. Bu bizim sınav anına odaklanmamızdan kaynaklanmaktadır. Üstüne üstlük, bir de zihnimizde “Yapabilecek miyim acaba” gibi bir sorunun dolaşması da bu etkiyi daha fazla artırmaktadır.

    Öğrenciler, yanlış yere (sınav anına) baktıkları için olumsuz bir duyguya kapılmaktadırlar. Yani öğrenci sınavı gereğinden fazla abartıp, zihninde büyülterek kontrolü sınav stresine vermektedir.

    Oysa sınav stresini yenmenin en önemli yolu, sınav sonuna odaklanmaktır ve sınavın başarılı bir şekilde geçtiğini görmektir. Yani sınavın sonundaki en iyi ihtimale odaklanmaktır.

    Sınav yaklaşırken, öğrencileri hem duygusal, hem de zihinsel olarak en üst seviyede tutan düşünce “Elimden gelinin en iyisini yapacağım” düşüncesidir..

    Bir basketbol maçının son saniyelerini düşünün. Durum 72-72 ve Mehmet Okur, son saniyede topu eline geçiriyor. Eğer o anda, “Acaba atabilir miyim, bütün Türkiye benden bir sayı bekliyor” diye düşünürse, büyük ihtimalle atamaz. Çünkü zihninde atacağı basketin performansı ile ilgili bir düşünce oluşturmadı.

    Tam tersine, stres oluşturan bir düşünce oluşturdu. Bunun yerine “En iyi atışımı yapacağım” diye düşünürse, zihni, hem fizyolojisini hem de duygularını ve enerjisini en iyi atışını yapmaya yoğunlaştırır ve büyük ihtimalle en iyi atışını yapar. Öğrenciler de sınav için “Elimden gelinin en iyisini yapacağım” düşüncesini içselleştirmelidir.

    Unutmayın, siz neye hazırsanız, o da sizin için hazırdır.

    Hayatta başarılı olan insanlar, hep yapacakları işe en iyi hazırlanan insanlardır. Bu hazırlık sadece fiziksel olarak yapılan hazırlık değil, asıl hazırlık zihinsel hazırlıktır. Çünkü insanlar ancak zihinlerinde gerçekleştirdikleri şeyleri gerçek hayatta gerçekleştirebilirler, zihinlerinde gerçekleştiremedikleri işleri gerçek hayatta gerçekleştiremezler.

    Televizyon kanallarını karıştırırken bir kanalda BBC yapımı bir belgesel gözüme çarptı. Belgeselde biri bayan diğeri erkek iki karatecinin karşılaşmalarını gösteriyordu. Bayan karateci ile sunucu röportaj yapıyordu.

    Sunucu:
    - Bu erkek karatecinin karşısına çıkmadan önce neler yapıyorsunuz, kendinizi nasıl hazırlıyorsunuz?

    Bayan karateci:
    - Önce sakin bir yer buluyorum. Gözlerimi kapatıp derin nefes alıyor ve kaslarımı gevşeterek rahatlıyorum. Daha sonra karşımdaki rakibimi hem duygusal olarak hem de zihinsel olarak yendiğimi görüyorum ve “kazanacağım” diyorum. Böylelikle, rakibimin karşısına zaten 1-0 galip çıkıyorum.

    Eğer hedefiniz daima zihninizdeyse engelleri görmezsiniz, aşarsınız, fark bile etmezsiniz. Gözleriniz hedefinizde değilse engelleri görmeye başlarsınız. Çünkü zihin boşluk kabul etmez. Bu nedenle gözünüz daima hedefinizde olsun…

    Bütün bunları yaparken kendinize gayet insani, küçük hata yapma payı bırakın. Çünkü herkes hata yapabilir. Önemli olan yapılan hatayı abartmamak, doğal görmek ve normalize etmektir.

    Aksi taktirde yapılacak hataları büyültüp, abartıp yeni hatalar yapmaya başlarız.

    Unutmayın hata yapmak insani bir durumdur ve herkes hata yapar..

    Stresi yenmek için pratik öneriler:

    1- Nefes eksersizi

    Bir birim zamanda, burundan nefes alın.

    Bu nefesi diyaframdan yani karından almanız gerekir. Bunu da nefesi alırken karnınızın şişmesine dikkat ederek anlayabiliriz. Diyelim ki nefes alma işlemi iki saniye sürdü.

    İki birim zamanda içinizde tutun.

    Karnınız nefesle dolduktan sonra nefesi içinizde biraz tutun. Bu süre nefes alma sürenizin iki katı olmalıdır. Yani 2 saniyede aldıysanız, 4 saniye içinizde bekletin. Çünkü hemen alıp verdiğinizde aldığınız oksijeni içerde kullanma imkanı bulamadan dışarı veriyorsunuz demektir. Yani yetersiz oksijen alıyorsunuz. Bu nedenle beyninizi etkin kullanamazsınız.

    Dört birim zamanda ağzınızdan nefesinizi yavaş yavaş verin.

    Bu zaman da 8 saniye olabilir.

    Bu egzersizi gün içerisinde sabah ve akşam 5-10 dakika yapın.

    Nefes egzersizi neler sağlar?

    Ciddi bir rahatlama sağlar ve geriliminizi atarsınız.
    Özellikle yavaş yavaş nefes verişinize odaklanırsanız konsantrasyon gücünüz inanılmaz derecede artar. Çünkü şimdi de olma bilinciniz güçlenir.
    Kendinizi daha canlı ve neşeli hissedersiniz.
    Beyninizi daha etkin kullanırsınız.
    Beyninizi daha etkin kullandığınız için bilgileri daha güçlü kaydeder ve belleğinizdeki bilgilere çok kolay ulaşırsınız. Çünkü gerilim anında hafızanızın önemli bir bölümü devredışı kalır.
    Duygularınızı daha kolay kontrol edersiniz.
    Sabahları daha erken ve dinç kalkarsınız.

    2 – Kasları gevşetmek

    İnsanlar, eğer son zamanlarda yoğun olarak gerilim yaşıyorlarsa kaslarını nasıl gevşeteceklerini bilemezler.

    Kasları gevşetmenin en iyi yolu bölgesel olarak kasları gerip yavaşça serbest bırakmak ve bunu vücudun bütün kaslarına sırayla uygulamaktır. Germe ve serbest bırakma işlemini en az iki defa yapmanız uygulamayı daha etkili yapacaktır. . Nasıl mı?

    Örneğin el kaslarınızdan başlayabilirsiniz. Ellerinizin kaslarını önce gerin sonra yavaşça serbest bırakın. Ardından kol kaslarınızı gerin ve serbest bırakın. Sonra omuz kaslarınızı. Daha sonra boyun kaslarınızı….. Bunu bütün vücudunuza sırayla uyguladıktan sonra bütün vücut kaslarınızı hep birlikte kasıp yavaşça gevşetin.

    Bunu birkaç kez yapın.

    Burada özellikle alın, göz, yüz, çene ve omuz kaslarınızın gevşemesine özel önem verin. Bu kaslar gevşediğinde diğer kaslara aynı gevşekliğin yayılması daha kolaydır.

    Zihin ve beden aynı bütünün parçalarıdır. Zihinde bir gerilim yaşadığınızda vücudunuzda da bir gerilim oluşur. Bunun tam tersi de doğrudur. Bedenen de bir rahatlama yaşarsanız zihniniz de rahatlama moduna girer. Yani fizyolojinizdeki değişiklikler beyninizi, beyninizdeki değişiklikler vücudunuzu etkiler.

    3- Olumlu olmak

    Bir önceki yazımda detaylı olarak aktardığım için kısaca hatırlatıyorum. (Ayrıntılar için önceki yazıma bakınız)

    Olumlu olmanın iki şartı vardır.

    1- Olumlu telkinde bulunun.
    2- Sınavın sonundaki en olumlu ihtimale odaklanın…

    “Hiçbir şey hatırlamıyorum” sendromuna dikkat!

    Sınava çok yakın zamanda en çok duyduğum sorun: “Hiçbir şey hatırlamıyorum, sanki zihnimdeki bütün bilgiler silindi.”

    Bu, aslında sınava girecek herkesin yaşadığı çok doğal bir sorundur. Gerçekte hiçbir şeyin silindiği yoktur. Onun için gönlünüz ve zihniniz bu konuda rahat olsun. Her şey zihninizde kayıtlıdır sadece hatırlayamadığınızı hissedersiniz. Çünkü, bu dönemin yoğunluğu, yorgunluğu, uykusuzluğu ve stresi buna neden olur.

    Ben, çok sayıda arkadaşın sınavdan bir gün öncesinde bile “Hiçbirşey hatırlamıyorum, her şey silindi” deyip ertesi gün sınava girip tıkır tıkır hatırlayarak çok iyi netler yaptığına şahit oldum. Çünkü bu sorun doğaldır ve geçicidir. Aslında bir sorun değildir, sadece öyle hissetmekteyizdir.

    Bu yazı toplam 28167 defa okunmuştur

    ÖSS sınavlarına az kaldı.. ‘Ruh sağlığınızı’ gözlerinden öpüp onu uzun süre göremeyeceğiniz bir yolculuğa uğurlama zamanınız da yaklaşıyor demektir. Bu kişilik paralayıcı dönemden en az hasarla çıkabilmeniz için birkaç tavsiye vermek istedik. İşiniz çok zor, biliyoruz. Ama sınav her şeyin sonu değil. Bu yazıyı okuduktan sonra, belki biraz daha kolay gelecektir.

    Sınav hakkında bilgi toplayın

    Sınav hakkında bulabildiğiniz bütün bilgiyi toparlamak, olayı kontrol altına alabilmeniz için atılması gereken ilk adım. Bu tip yazılarda her zaman söylerler: Sınava gireceğiniz yere önceden uğrayın. Haklılar. Üşenmeyin, gidip bir bakın. Sınavın zamanını, kaç soru sorulacağını, soruların türlerini, ne kadar süreceğini zaten biliyorsunuz. Yeri önceden görmek de yabancılık hissinizi azaltacaktır.

    Sınav stresi ile başa çıkma yöntemleriSınav stresi ile savaşın

    Ağır stres sadece sınavdaki performansınızı düşürmekle kalmaz, sınava hazırlanmanızı da etkiler. Anlatacağımız stresle başa çıkma tekniklerini deneme sınavlarında kullanmaya hemen başlayın ki esas sınavın zamanı geldiğinde artık tanıdık olsunlar.

    Bilmeniz gereken ilk şey, azıcık sınav stresinin kötü bir şey olmadığıdır. Büyük bir sınavdan önce herkes stres yaşar. Biraz heyecan, hem sizi çalışmaya motive eder, hem de imtihana konsantre olmanızı sağlar. Örneğin, bu yüzyılın en büyük aktörlerinden biri sayılan Sir Laurence Olivier’in her oyunundan önce kustuğunu söylerler.

    Bu yazının amacı, sizi engelleyecek derecedeki stres ve heyecana engel olmak.

    İyi hazırlanın

    Kusura bakmayın ama bunu söylemek zorundayız. Özgüvenin ve sakinliğin ilk ve en hayati şartı, hakikaten iyi hazırlanmak, hatta gereğinden fazla hazırlanmak. O kadar iyi hazırlanın ki artık cevaplarınız otomatikleşsin.

    Kendinize güven alıştırmaları yapın

    Alçakgönüllülüğün zamanı değil, biraz kendini beğenmişlik size çok iyi gelecektir. Aynanın önüne geçin ve “Kim tutar beni bee!”, “Bu sınavı gözüm kapalı yaparım!”, “Birinci olurum!” gibi şeyler söyleyin. Bunları banta alın ve her gün dinleyin. Yeterince sık duyarsanız inanırsınız. Yalnız sınavdan sonra biraz sakinleşmekte fayda var :)

    Negatif düşüncelerle savaşın

    Birisi “Bu sınav çok zor, mahvolduk, naapıcaz?” konulu sohbetler açmaya çalıştığında, ona yukarıda söylediklerinizi söyleyin. Hiç utanmayın. Hakkınızda ne düşünürse düşünsün. Eğer bu negatif mesajlar şahsınızdan kaynaklanıyorsa kendinizi dinlemeyin. Kaydınızı dinlemeyi günde ikiye, hatta üçe çıkarın. Uyurken başucunuzda çalın.

    ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 ÖSS’de düşünülen sistem değişikliğinin ayrıntılarını Radikal’e açıkladı: ÖSS, iki aşamalı olacak ve beş güne yayılacak

    BETÜL KOTAN
    ANKARA – ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 ÖSS’de düşünülen sınav sistemi değişikliğinin ayrıntılarını Radikal’e açıkladı. Önceki gün, ÖSS sisteminde yapılacak değişikliklerin görüşüldüğü YÖK Genel Kurulu’na katılan Yarımağan, toplantıda üzerinde konuşulan rapor hakkında bilgi verdi.
    2010 ÖSS KPSS ve 28 Şubat süreci öncesinde uygulanan üniversiteye giriş sisteminin bir karması haline gelecek. 2010 ÖSS iki aşamalı toplam beş oturumlu bir sınav olacak.

    SORU VE DERS İÇERİKLERİ DEĞİŞMEYECEK: Bir oturuma sıkıştırılan sınav, birden fazla güne ve oturuma yayılacak. Ancak ne sınavda çıkacak sorularda bir değişiklik olacak ne de derslerde.

    İKİ AŞAMA TOPLAM BEŞ OTURUM: Sınav iki aşamadan ve toplam beş oturumdan oluşacak. Nisan ayında yapılacak ilk sınava giren adaylar, orada belli bir başarı elde ederlerse ikinci kısımdaki oturumlara girmeye hak kazanacak. Baraj niteliğindeki ilk aşamada, öğrencinin Matematik, Fen, Edebiyat gibi derslerde temel bir bilgiye sahip olup olmadığı tespit edilecek. İkinci kısımda, ‘Matematik Sınavı’, ‘Fen Sınavı’, ‘Edebiyat Sınavı’ ve ‘Sosyal Sınavı’ olmak üzere toplam dört oturum olacak. Bu oturumların her biri için bir gün ayrılacak. Toplam dört günde tamamlanacak oturumlar için Haziran ayının son iki hafta sonu, tarih olarak belirlenecek. Yabancı Dil Sınavı için ise altıncı bir oturum yapılacak.

    HANGİ OTURUMA GİRECEĞİNİ ADAY BELİRLEYECEK: Hangi sınava gireceğine adayın kendisi karar verecek. Edebiyattan mezun olup matematik sınavına girenin sınavda başarılı olması zor olsa da bu konuda bir kısıtlamayla karşılaşmayacak. İsteyen bütün oturumlara girecek.Bu sistemde de ortaöğretim başarı puanının sınav puanlarına belli bir şekilde eklenmesi söz konusu olabilecek.

    KPSS’Yİ ANDIRIYOR: Çok sayıda oturum, çok sayıda soru ve puan türü olması nedeniyle KPSS’yi andıran bir sistem olacak. Her fakültenin kendi öğrenci profilini belirlemesine olanak sağlanacak. Bir fakülte, biyoloji puanına daha ağırlık verecek, bir başka fakülte kimya puanına… Onların taleplerine göre puan türü belirlenecek.

    MESLEK LİSELERİ: Meslek lisesi öğrencileri de sistem çerçevesinde istediği oturuma girebilecek. Meslek yüksekokuluna giriş eskisi gibi sınavsız olacak ya da birinci sınav sonuçlarına göre öğrenciler bu yüksekokullara yerleştirilecek.

    Katsayı sürprizi
    Radikal’in edindiği bilgiye göre 2010’da ÖSS’de yapılacak büyük değişikliğin yanı sıra 2009’da da bazı küçük değişiklikler yapılacak. 2009 ÖSS’de alan-alan dışı arasındaki puan farkı azaltılmaya çalışılacak. Buna göre mevcut sistemde Hukuk Fakültesi’ne girmek isteyen Fen bölümü mezunu adayın önündeki katsayı engeli, 2009’da yapılacak küçük düzenlemelerle biraz daha azaltılacak. Bunun için katsayı değişikliğine gidilebileceği gibi, puan hesaplamasında da yeni düzenleme yapılabilecek.

    Sınavsız geçiş hakkı bitiyor
    YÖK Genel Kurulu’na, meslek yüksekokullarının teknoloji fakültesine dönüştürülmesi ve bu okullara sınavsız geçişin kaldırılması da damga vurdu. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, “Sınavsız geçişin 2009’da kaldırılmasına ilişkin kanun taslağı hazırladık. Bu yıl bir geçici madde konulacak, kabul edilirse sınavsız olarak girebilen adaylar sınava alınacak. Meslek liselerinden gelenler, bir meslek yüksekokul programını tercih edince taban puanı aranmaksızın yerleştirilecek. Sınavsız geçiş mesleki eğitime itibar kaybettirmektedir” dedi.

     

    2009 ÖSS sınavı bitti. Şimdi sıra Tercihlerde. 2009 ÖSS soru ve cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz:

     

    Türkçe Testi (Tür)

    Sosyal Bilimler Testi (Sos-1)

    Matematik Testi (Mat-1)

    Fen Bilimleri Testi (Fen-1)

     

    Edebiyat Sosyal Bilimler Testi (Ed-Sos)

    Sosyal Bilimler Testi (Sos-2)

    Matematik Testi (Mat-2)

    Fen Bilimleri Testi (Fen-2)

     

    Cevap Anahtarı

    BU İPTAL KARARININ ARDINDAN ÖSYM TARAFINDAN AÇIKLAMA BEKLENİYOR. ESKİ SİSTEME DÖNÜLECEK DİYE BİR KURAL YOK. ÖSYM YENİ BİR DÜZENLEMEYE DE GİDEBİLİR. ÖSYM’NİN AÇIKLAMASINI BEKLEMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK. LÜTFEN ÇALIŞMA DÜZENİNİ BOZMAYINIZ. SINAV TARİHLERİNDE DE DEĞİŞİKLİK OLABİLİR.

    İLGİLİ HABER AŞAĞIDADIR.

     

     

    Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

    İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009′da üniversiteye giriş sınavında adaylara ”farklı katsayı” uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı.

    İstanbul Barosu Başkanlığı, YÖK’ün bu yeni kararının da iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı.

    Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

    Kararın ikinci maddesi, ”AOBP’nin 0.15 ve 0.13 katsayıları ile çarpılmasını” öngörüyordu. Kararın üçüncü maddesi, ”öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puanın toplam puana ayrıca ekleneceğini”, dördüncü maddesi ise ”Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılacağını” düzenliyordu.

    Davalı YÖK’ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

    DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN KARARINDAN: ALAN İÇİ TERCİHLERDE 0.8, ALAN DIŞI TERCİHLERDE 0.3 KATSAYISININ ESAS ALINACAĞINA İLİŞKİN DÜZENLEMENİN DEĞİŞTİRİLEREK ALAN İÇİ 0.15, ALAN DIŞI 0.13 KATSAYI FARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE İLİŞKİN DAVA KONUSU KARARIN HUKUKEN GEÇERLİ BİR SEBEBE DAYANMADIĞI SONUCUNA ULAŞILMAKTADIR

    Danıştay 8. Dairesinin, YÖK’ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.

    Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün 17 Aralık 2009 tarihli yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

    Dairenin gerekçesinde, dava konusu kararın ikinci maddesinde,”Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0,15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0,13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir” hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.

    Kararın, üçüncü maddesinde, ”Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların, sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenir”, dördüncü maddesinde ise ”Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır” kuralının getirildiği belirtildi.

    Gerekçede, şöyle denildi:

    ”Katsayı farkının belirlenmesinde davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının iddia ettiği gibi bireylerin devlete karşı korunması değil, devletin bireylere tanıdığı ve yararlandırdığı hakların tam ve gereğince kullanılmasının sağlanması amaçlanmalıdır. Yani bireylerin haklarının birbirlerine karşı korunması, sahip olunan hakların özüne ve ruhuna uygun kullanımının sağlanmasıdır. Maddi olayda ölçülülük ilkesinin hareket noktası da öğrencilerin mesleki eğitim, genel lise eğitimi ve genel liseler içinde alan, bölüm seçerek oluşturdukları birikimin adil bir değerlendirmeye tabi tutulmasını sağlamaktır. Bu ayrımların kaldırılması sonucunu doğuran bir düzenlemenin eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacağı ve yargı kararlarına aykırı olacağı açıktır.”

    -YÖK’ÜN SAVUNMASI-

    Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının savunmasına da yer verilen gerekçede, YÖK’ün yargı kararları nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü hukuki boşluğu gidermek için belirlediği farklı katsayı oranına ilişkin açıklama yaparken ”yönlendirme amacıyla getirilen sınırlamanın bireyin yükseköğrenim hakkını ortadan kaldırmaması, istediği takdirde makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan verilmesi gerektiği, aksine bir yaklaşımın bireyi katlanamayacağı bir sorumluluk altına sokarak Anayasanın beşinci maddesine aykırılık teşkil edeceği, yasal kuralların ilgililerin farklı bir alanı tercih etmelerinin engellenmesi sonucunu doğuracak düzenlemeleri içermediği gibi meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarından farklı bir alanda yükseköğrenim görmek istemeleri halinde de farklı katsayı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini olumsuz etkileyeceği, sınav sürecinin başladığı, kılavuzların hazırlandığı bu aşamada oluşacak değişikliklerin öğrencilerin başvurularında belirsizlik yaratacağı”nın ileri sürüldüğü belirtildi.

    YÖK’ün bu savunmasının, farklı katsayı uygulamasını kaldıran düzenlemeye yönelik olarak açılan davalarda verilen savunmalarını tekrar eder nitelikte olduğu ifade edilen gerekçede, ”Bu şekilde katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir bir niteliğinin bulunmasına yönelik olan bir amacın, mevzuatta öngörülen ve dairemizce ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı açıktır. Ayrıca uygulanacak katsayı sınavlar sonucunda yerleştirmeye esas puanın hesaplanmasında dikkate alınacağından sınavlara başvurma ve sınavları engelleyici bir husus değildir” denildi.

    Gerekçede, ”1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluğu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı” vurgulandı.

    Kararın ayrıca yargı kararlarının gereklerine aykırı olduğu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, ”Bu durumda, dava konusu düzenlemenin ikinci maddesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır. Düzenlemenin üçüncü maddesi ve kararın dördüncü maddesindeki puanlama sistemi ikinci maddeye dayandırılmış olduğundan, hukuki geçerliliğinden söz etmeye olanak yoktur. Dava konusu kararın iki, üç ve dördüncü maddelerinin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır” denildi.

    SINAVLAR ERTELENEBİLİR, ÜNİVERSİTELER GEÇ AÇILABİLİR

    Kararın, sınav takvimi ve üniversitelerin açılma tarihlerini de etkileyeceği belirtiliyor. ÖSYM kaynaklarına göre sınav takviminin değişmesinin söz konusu olabileceğini belirtiyor.

    Rakı, Amerikalı’nın. Finansbank Yunanlı’nın … Oyakbank Hollandalı’nın. Denizbank Belçikalı’nın. Türkiye Finans Kuveytli’nin. TEB Fransız’ın. Cbank İsrailli’nin. MNG Bank Lübnanlı’nın. Alternatif Bank Yunanlı’nın. Dışbank Hollandalı’nın. Şekerbank Kazak’ın. Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın. Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un. Beymen’in yarısı Amerikalı’nın. Enerjisa’nın yar ısı Avusturyalı’nı n. Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın. Eczacıbaşı İlaç, Çek’in. İzocam, Fransız’ın. TGRT (Fox) Amerikalı’nın. Demirdöküm Alman’ın. Döktaş Fransız’ın. Süper FM Kanadalı’nın. Hepsi TÜRKtü. Sadece 4,5 yıl önce. Çok önemli …. B O R ASIL DEĞERİ 9 (DOKUZ) trilyon DOLAR DIKKAT 9 MILYAR VEYA 9 MİLYON DEGIL 9 trilyon DOLAR … ABD SADECE 40 KIRK MİLYON dolara KAPATACAK. YAZIKLAR OLSUN …. KAPTIRANA, verene SUSUP SEYREDENE … . ALTI ÜSTÜ BİR MAİL GONDERMEKLE BU İŞ OLMAZ DİYE Düşünmeyin LÜTFEN. VATANINI SEVEN HERKESE gönderelim, Hepinizin Bildiği GİBİ ETİBANK öZELLESTİRİLECEK. . (VE ALICISI AMERIKA :-) VE BOR İŞLETMELERİ ETİBANK bünyesinde. Konulan FİYAT 40 MİLYON $. LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE iletin … Yaşadığın DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN, BARI ÜLKENİ SORGULA ….. ÖNEMLİ …. ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! .. Borla çalışan araba üretil di, Türkiye kiskacta. Arabayi bor madeniyle calistiracak Patentli 600 proje olduğu ortaya çıktı. TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 70 `ine sahip ve Uluslararası teroristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.

    BURSLAR

    No comments

    Devlet kuruluşları, holdingler, vakıflar, dernekler ve belediyeler gibi mecburi hizmet karşılığı olan veya hibe olarak verilmekte olan paralara BURS denir. Burslarla ilgili bilgiler üniversitelerin öğrenci işlerinden öğrenilebilir. Şartlarını sağlayan bütün öğrenciler burslara müracaat edebilir.

    İkinci Öğretim ,normal Örgün Öğretim’in bitimini takiben yapılan Örgün Öğretim tarzına denir.İkinci Öğretim ,öğretim süreleri,Önlisans ,lisans düzeyinde sürdürülecek öğretimin esasları ,devam,ara sınav sayısı,bunların başarı notuna katkısı ,uygulama ve bütünleme şartları,eğitim-ögretimle ilgili diğer konularda normal Örgün Öğretimden hiçbir farklılık taşımaz. İkinci Öğretimde öğrenim gören öğrenciler,İkinci Ögretim programlarından normal öğretim programlarına yatay geçiş yapamazlar.Fakat normal Örgün Öğretimden İkinci Öğretime yatay geçiş yapılabilir.
    İkinci Öğretim programları ücretlidir.Yüksek Öğretim dallarının nitelik ve sürelerine göre öğrenci maliyetleri de gözönüne alınarak yıllık ücretler Bakanlar Kurulun’ca saptanır.Ögrenim ücretleri peşin ödenebildiği gibi ,iki taksitle de ödenebilmektedir.

    Fizik Testi 30 Soru 45 Dakika
    Kimya Testi 30 Soru 45 Dakika
    Biyoloji Testi 30 Soru 45 Dakika
    TOPLAM 90 Soru 135 Dakika
    Powered by WordPress Web Design by SRS Solutions © 2010 Üniversite'LiLerin BuLuŞmA NoKtAsI Design by SRS Solutions

    Benim sitemin değeri₤ 14 418,48


    Zirve100 Sayac